Peygamberimizin Hastalara Duası

Peygamber Efendimiz hastalara şu ifadelerle dua ediyordu: "Allahümme rabbe'n-nas! Müzhibe'l-be'si işfi ente'ş-şâfi lâ şâfiye illa ente şifâen la yuğâdiru sekamen"

"Ey insanların Rabbi olan Allah'ım! Bu ızdırabı gider. Şifayı veren Sensin, Senden başka kimse şifa veremez. Sen hiç hastalık bırakmayacak bir şifa ver."

Bu kısa duayı biz de kolayca ezberleyebilir, hasta yakınlarımız için okuyabiliriz.


KİN VE HASET MANEVİ BİR HASTALIKTIR

Haset, kıskançlık, çekememezlik, buna bağlı olarak din kardeşine kin duyma, düşman olma, nefret etme gibi söz, fiil ve davranışlar birer hastalıktır.

Bu hastalıktan kurtulmayan bir kişi hem kendine, hem de etrafına ciddi zararlar verebilir.

Kalbimde ne hile, ne kin, ne de haset beslerim!

Kin ve haset manevi bir hastalıktır

Sahabeden Hz. Enes b. Mâlik (r.a.) anlatıyor:
Bir gün Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in huzurunda oturuyorduk. Bir ara, "Şimdi size cennet halkından biri gelecek." buyurdu. Derken ensârdan bir zât çıkageldi. Sakalından abdest suları damlıyordu. Ayakkabılarını da sol eline almıştı.
Ertesi gün Resûlullah aynı sözleri yine söyledi. Baktık aynı adam aynı durumda geldi. Üçüncü gün yine Peygamberimiz aynı sözleri tekrarladı. Derken o adam aynı durumda çıkageldi.
Peygamber (s.a.s.) üçüncü gün meclisten kalkıp cemaat dağılınca Hz. Abdullah b. Amr b. Âs (r.a.) adamın peşine takılarak,
- "Ben babamla kavga ettim, üç gün yanına varmayacağıma ant içtim. Bu süre zarfında beni, evinde barındırman mümkünse bunu yap." diye ondan ricada bulundu. O zât da, "Olur" dedi.

BU MERTEBEYE NASIL ULAŞTIN?

Hz. Abdullah devamla bize şunları anlattı:

- Adamın yanında üç gece kaldım. Bu müddet içerisinde bir defa olsun (gece) namaza kalkmadı. Sabah namazına kadar yatıyordu. Sadece yatağında sağa­ sola dönerken Allah'ı anıyor, tekbir getiriyordu. Bir de kendisinden kötü söz duymadım. Üç gece geçince adama:
­- Babamla aramızda bir kırgınlık, dargınlık yoktur. Resûlullah (sas) peş peşe üç gün, "Şimdi size cennetliklerden biri gelecek." demişti. Her seferinde de sen çıkagelmiştin. İstedim ki sana misafir olayım da yaptığın amelleri göreyim, ben de onları yapayım. Doğrusu pek büyük bir ibâdet yaptığını görmedim. Allah Resûlü'nün müjdelediği bu mertebeye nasıl ulaştın?
- ­"Gördüklerinden başka bir ibâdetim yoktur" dedi.
Adam yanından ayrılıp döndüğüm sıra arkamdan çağırdı ve:
- "Doğru söylüyorum, gördüklerinden başka bir ibâdetim yoktur. Şu var ki hiçbir Müslüman'a karşı kalbimde ne hile düşünürüm, ne kin, ne de haset beslerim!" dedi.
- ­"İşte seni o mertebeye ulaştıran bu tutumundur" dedim.

KİN VE HASETTEN UZAK DUR!

Haset, kıskançlık, çekememezlik, buna bağlı olarak kardeşine kin duyma, düşman olma, nefret etme gibi söz, fiil ve davranışlar manevi birer hastalıktır. Haset, başkalarının sahip olduğu bir nimeti, mevki ve makamı, üstün sayılan bir vasfı çekemeyerek, onun din kardeşinden alınmasını ve yok olmasını istemektedir. Kin ise haset duygusuna bağlı olarak başkasına karşı gizli düşmanlık beslemektir.

Hasedin kaynağı, Allah'ın taksimine razı olmamak ve bu taksimi beğenmemektir. İlk kan da haset, kıskançlık, çekememezlik ve kin yüzünden akmıştır. Hz. Adem'in (a.s) oğullarından Kabil, kardeşi Habil'i bu fiiller sebebiyle öldürmüştür.

KALBİN GERÇEKTEN TEMİZ Mİ?

Kalbin temiz olabilmesi, onun bazı kötü huy ve ahlaktan arındırılmasına bağlıdır. Kalp, haset, kin, kibir, cimrilik, riya, gıybet, yalan, günah işlemek, tövbeyi terk etmek, hile yapmak, hırs, açgözlülük, haramların çekiciliği karşısında arzu ve heveslere kapılmak, sövmek, alay etmek, insanları küçümsemek, hayasızlık gibi kötü huylardan arındırıldığı ölçüde temiz olacaktır. Bu huyların bulunduğu bir kalp sahibinin kalbinin temiz olduğunu iddia etmesi çok doğru olmasa gerek. Ne dersiniz?
 
BİR SORU-BİR CEVAP

Yaşlı bir kadınım, çok kaza namazım var, ne tavsiye edersiniz?

Çok erken yaşlarda bir subayla evlendim. Kısa bir zaman sonra bebeğim dünyaya geldi. Uzun yıllar kayınvalideme baktım. İnançlıydım ama ibadete hiç vaktim olmuyordu. Daha sonra üç çocuğum daha oldu. Yıllar birbirini kovaladı. Çocuklarım büyüdü, evlendi. Ben de emekli oldum. Eşimi geçen ay kaybettim. Şu an yetmişine merdiven dayamış ihtiyar bir kadınım. Allah'a karşı doğru dürüst bir kulluğum olmadı, çok namaz borcum var. Bana ne tavsiye edersiniz? Sadakat Yenice

Mektubunuzu defalarca okudum Sadakat Hanım. Mektubunuzda önce çıkan satırları soru kısmına özetleyerek aldım. Herkesin hayatı bir roman, sizinki de öyle ama ümitsiz olmayın lütfen. Çünkü Müslüman'ın kitabında ümitsizliğe yer yoktur.

Öncelikle yaşlı kayınvalidenizin duasını almış, böylece pek çok ayet ve hadisin müjdesine muhatap olmuşsunuz.

Ne mutlu size.

LÜTFEN ÜMİTSİZ OLMAYIN

Ardından kutsal bir Peygamber mesleği olan askerlik ocağında subay olan eşinizin, bu vatan için yaptığı her hizmette ona sevap ortağı olmuşsunuz. Peygamberimiz (s.a.s.), "İki göz cehennemi görmez. Birincisi Allah korkusundan ağlayan göz, ikincisi sınırda nöbet bekleyen göz." buyuruyor. Rahmetli eşiniz vatanı beklerken siz de çocuklarınıza, kayınvalidenize bakıyor, askerin eve dönüşünü derin bir özlemle ağlayarak bekliyordunuz.
Ayrıca dört çocuk ve torunlar. Onların çilesi, eğitimi, hastalıkları vs. bunların hepsi birer kutlu ibadet...

HER FIRSATTA KAZA NAMAZI KILIN

Namaza gelince...
Hiçbir şey için geç değildir. Kaza namazınız çok olabilir. Yavaş yavaş kılmaya başlayın. Bu, içinizdeki pişmanlığın bir göstergesi olacaktır. Her vakit namazının peşinden o namazın bir de kazasını kılın. Ayrıca müsait olduğunuz vakitlerde de kaza namazı kılmaya çalışın. Bu arada imkânınız varsa bol bol sadaka verin, fakir-fukarayı sevindirin.
Allah'ımız; kullarını çok seven, affeden, tövbeleri kabul eden ve iyi niyetlere göre sevap yazandır. Şimdi başladığınız ve olabildiğince kıldığınız namazlarla umulur ki O (c.c.), açıklarınızı kapatır, tamamlar.
Lütfen ümitsiz olmayın. Allah'tan ancak, O'na inanmayanlar ümitlerini keserler. Dolu dolu bir hayat yaşamışsınız. Siz elinizden geldiğince ibadete sarılın, bol bol dua edin. Dualarınızda lütfen bu fakire de yer verin. Ellerinizden öperim...

TEFEKKÜR ATLASI

Kâinattaki muhteşem düzen bize ne anlatıyor?

Kâinatta her şeyin bir plana ve düzene göre cereyan ettiğini görüyoruz. Gece ve gündüzün bir düzenle bir birini izlemesi, mevsimlerin düzenli ve anlamlı bir şekilde değişmesi, güneşin belli bir düzen içinde doğup batması yağmur yüklü bulutların, susayan bitkilere uzaklardan su taşıması, dünyaya gözünü açan her bir canlının, gerekli olan her şeyini önünde hazır bulması vs. listeyi uzatabiliriz.

O, VARDIR VE BİRDİR

Bir yerdeki düzen, o düzeni kuran birisini, bir eserdeki sanat, onun sanatkârını ve yine bir yerdeki ihsan ve ikram, orada var olan bir ihsan ve ikram sahibini gösterirken kâinattaki bu baş döndürücü denge ve nizam sonsuz bir ilim, kudret ve ihsan sahibi bir Yaratıcı'nın varlığını ispat etmez mi?

BİR TAVSİYE

Yakınınızda tarihi bir cami var mı?

Havalar artık ısındı. Güneş bütün sıcaklığıyla her tarafı sarıyor. İsterseniz bu hafta sonu çoluk çocuk hep beraber bulunduğunuz yere en yakın bir tarihi camiyi ziyaret edin. Bu şekilde hem tarihi bir yapıyı ziyaret etmenin hazzına erin, hem de şanlı ecdadımızı yâd ederek onlara birer Fatiha gönderin. Ziyaretinizi vakit namazına denk düşürürseniz hem de ailecek cemaatle namaz kılmış olursunuz.

MİNİ YARIŞMA

1. İslam tarihinin kendisine şehitlerin efendisi dediği, esedullah (Allah'ın aslanı) lakaplı, Peygamber Efendimiz (s.a.s.)'in amcası, Uhud Savaşı'nda şehit olan büyük sahabi kimdir?
2. Peygamber Efendimizin ifade ettiği büyük günahlar (kebair) nelerdir?
3. Dinimizde olmadığı halde sonradan insanların dindenmiş gibi hayatlarına geçirdikleri yanlış adetlere ne denir?
4. Peygamberimiz (s.a.s.) ahiret gününde insanların beş şeyden mutlaka hesaba tutulacaklarını haber vermiştir. Peygamber Efendimizin hesap günü mutlaka sorulacak dediği bu beş şey nedir?
5. Yapılan her şeyi sırf Allah (c.c.)'ın rızası için samimi bir gönülle yapmaya ne denir?
 
Cevaplar

1. Hz. Hamza (r.a.).
2. Allah (c.c.)'a ortak koşmak, haksız yere adam öldürmek, namuslu bir kadına iftira etmek, sihir yapmak ve yaptırmak, savaştan kaçmak, anne ve babaya isyan etmek, yetim malı yemek, zina yapmak.
3. Bidat.
4. Ömrünü nerede tükettiği, gençliğini nasıl geçirdiği, malını nereden kazandığı, malını nereye harcadığını, bildikleri ile amel edip etmediği.
5. İhlas.

 

Hazırlayan : Ali DEMİREL

Bugün GAZETESİ'ne Teşekkür Ederiz.... ( yamabilgi )

 

ARAKAN'A YARDIM
Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !